Komiser Aykut ve emekli Mehmet Bey’in unutulmaz hikâyesi

Komiser Aykut ve emekli Mehmet Bey’in unutulmaz hikâyesi – Son Dakika Flaş Haberler

Komiser Aykut ve emekli Mehmet Bey’in unutulmaz hikâyesi

1. BELKİ DE ONLARI HİÇ ANLAMAYACAĞIZ.

Çünkü her canlının anadilinin aslında sevgi olduğunu bir türlü öğrenemeyeceğiz…

Neden yazdım bu cümleyi…

Çünkü birer gün arayla iki haber gördüm.

Ve öylesine etkilendim ki…

Durup haberdeki o insanlara bir daha baktım. Fotoğrafları büyüttüm.

O kaplumbağalar hiçbir şeyden habersiz gibi dursalar da…

Emin olun biliyorlardır. Bilmekten çok hissediyorlardır.

Nasıl mı? Anlatayım…

2. SEVGİLİ KARDEŞİM KOMİSER AYKUT

Amasya’da rutin bir trafik çevirmesi…

Ve az ileride de “Çevre Polisi” bir çalışma yapıyor.

Amasya-Taşova yolunun iki tarafı mısır tarlalarıyla çevrili olduğu için yaban hayatı zaman zaman yola uzanabiliyor.

Yolu denetleyen Komiser Aykut Yerevur bir ara uzakta bir karaltı görüyor.

Asfalt sıcak olduğu için yavaş yavaş ilerleyen bir gölge…

Biraz sonra anlaşılıyor ki bir kaplumbağa yolun ortasına kadar gelmiş, sıcaktan da bunalmış, dinleniyor…

Ama trafik yoğun.

Belki üzerinden araçlar geçti ama şansına bir şey olmadı.

Komiser Aykut anında trafik polisini uyarıyor. Telsiz anonsları.

Ve yol kesiliyor.

Araçlar duruyor.

Komiser Aykut koşarak kaplumbağanın yanına gidiyor.

Bu sırada uzayan kuyruktaki araç sürücüleri çıkıyor. Bakıyorlar ki bu bir trafik kontrolü değil.

Bir kaplumbağanın kurtarılışı…

Komiser Aykut kaplumbağayı alıp yol kenarındaki toprağa bırakıyor.

Su veriyorlar. Kaplumbağa kana kana suyunu içiyor…

Sonra masallardaki gibi yine ağır ağır mısır tarlalarının arasına doğru gidiyor…

İşte ben DHA Amasya’dan Şerife Serap Kara’nın geçtiği bu fotoğrafı görünce durdum.

Toplum olarak kendi aramızda kaybettiğimiz sevgiyi Komiser Aykut’la kaplumbağa arasında buldum.

Dahil oldum.

O yüzden “Sevgili kardeşim Komiser Aykut” dedim…

İyi ki varsın. İyi ki varsınız.

3. ‘TREN YOLLARINDA BİR KAPLUMBAĞA KURTARICISI’

MEHMET Bey uzun yıllar Manisa’nın Ahmetli ilçesinden geçen demiryolunun kontrol memuruydu.

Her sabah raylara çıkar, yaklaşık 20 kilometrelik rayları denetlerdi.

Raylarda bozulma var mı? Ayrılma var mı? Engel var mı? Kaya devrilmiş olabilir mi? Bazen hayvan ölüleri…

Elinde sefer tası. Çoğu zaman molada bir çay… Uzayıp giden raylar. Ve sessizlik…

Böylece günler, aylar, yıllar geçiyordu.

Öylesine bir rutindi bu.

Ve bir sabah yine bir kontrolde Mehmet Bey, rayların arasında bir kaplumbağa gördü. Zavallıcık bir türlü rayları aşıp çıkamıyordu.

Gitti yanına. Korkudan sırtındaki evine çekilen kaplumbağayı aldı eline. Az ilerideki çalıların arasına bıraktı. Su verdi. Yavaşça kafasını çıkardı kaplumbağa. Çekinerek içti suyu…

Sonra çalıları hışırdatarak yürümeye başladı. Kayboldu gitti…

O kadar etkilenmişti ki Mehmet Bey… Bir garip huzur. Bir garip mutluluk. Etraf daha bir güzel görünmüştü. Kendini oraların bir parçası gibi hissetmişti….

Ama yıllar geçmiş, Mehmet Bey artık emekli olmuştu. İlk birkaç ay emeklilik hali. Evde oturdu. Birkaç ertelenmiş ev işi falan.

Günler geçti. Ama içinden bir ses Mehmet Bey’i zorluyordu.

Bir sabah yine aldı sırt çantasını, çıktı yola. Ayakları doğrudan onu yıllarını geçirdiği tren yoluna doğru götürüyordu.

Öyle de yaptı.

4. 9 BİN FİDAN DİKMİŞ

Evet arkadaşlar. Bundan sonrasını DHA Manisa’dan Ersan Erdoğan’ın haberi anlatsın. “Manisa’nın Ahmetli ilçesinde demiryolu kontrol memurluğundan emekli olan Mehmet Erbil (69), çalıştığı dönemdeki gibi her gün 20 kilometrelik yol yürüyerek hem diktiği ağaçlara bakıyor hem de raylara bırakılan kaplumbağaları kurtarıyor. Demiryolu hattına 3 bin, ildeki dağlara ise 6 bin fidan diken Erbil, “Yanımda kaplumbağalar için su taşıyorum. Binlerce kaplumbağa kurtardım, kurtarmaya da devam ediyorum” dedi.

5. ALEV TOPUNA DÖNÜYORLAR

Mehmet Bey öylesine acılı bir uyarı yapıyor ki…

Buyurun kendi ağzından okuyun:

“Bugüne kadar nerede bir orman yangını çıksa, gönüllü olarak söndürme çalışmalarına destek verdim, koşarak gittim. Yol kontrolü yaptığım sırada da hat içerisinde gördüğüm kaplumbağaları dışarı çıkardım. Demiryoluna bırakılan kaplumbağalar aslında ölüme gönderiliyor. Yazın sıcağında bu raylarda kalan kaplumbağalar dışarı çıkamıyor ve güneşin de etkisiyle adeta alev topuna dönüyor. Kaplumbağa fazla ısı aldığında kırmızı olan kanı simsiyah olur ve kan kusa kusa ölür.

Alev topuna dönen kaplumbağalar için yanımda 3 litreden fazla su taşımaya başladım. Görünce hemen gölgeye alıp üzerlerine su dökerek kurtarırdım. Denk gelmediğim kaplumbağaların raylarda öldüğünü gördüm. Kaplumbağaları ölüme gönderdiklerini bilseler, çiftçiler de demiryoluna bırakmaz.”

İşte böyle arkadaşlar…

Bu pazar siyasetin gürültüsünden, kavganın, öfkenin geriliminden uzakta…

Komiser Aykut ve Mehmet Bey’i kucakladıktan sonra…

Yalnızca bize ait olduğunu zannettiğimiz bu gezegeni paylaştığımız bütün canlar için dedim ki:

“Belki de konuşmadıkları için onları hiç anlamayacağız.

Çünkü aslında her canlının anadilinin sevgi olduğunu bir türlü öğrenemeyeceğiz…”

İyi pazarlar…

Yoruma kapalı.

Ne Demek - Bursa son dakika - Ehliyet Sınavı Çıkmış Sorular - Paket Arıtma - Gebze implant diş - Kulis haber -
sesli sohbet elektronik sigara cam
Bebek Bakıcısı - Omegle - Sohbet Odaları - Omegla - Görüntülü Sohbet -
uaeupdates.com deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu radabet giriş Puff langstoninstitute.org gaziantep bayan escort antep escort