Yapıcı, Bakırköy’e mesaj gönderiyorum: Kamu Mater’den ve Özderen’den gönderildim

[ad_1]

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, Seyahat Davası’nda tutuklama tutuklu Yapıcı, Çiğdem Materyali Utku ve Min Özerden’i hapishanede ziyaret etti.

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, Seyahat Davası’nda tutuklama tutuklu Yapıcı, Çiğdem Materyali Utku ve Min Özerden’i hapishanede ziyaret etti. Tanal, Mücella Yapıcı’nın, “Ömrüm vesilesiyle bir tek ve bir tek kamuya aittir. Bu, benim ağrıma oldukça gidiyor. Ceza alacak bir şeym yok” söylediğini aktardı. Tanal, Utku’nun ise “Seyahat’nin filmini hükümetim iddiasıyla cezaevindeyim. Bunun yerine bir film yok. Tanal, Özerden’in de “Elimizde kağıt ve kalemden başka bir şey yok. Hükümet iyi mi devir alacağımızı” söylediğini.

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi Mahmut Tanal, Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater Utku ve Mine Özerden’i, tutuklular Bakırköy Hanım Kapalı Cezaevi’nde bugün ziyaret etti. Tanal, sayfa üstünde sayfa oluşturma, metin oluşturma, Yapıcı, Ut metinlerini ve Özerden’in etkileşimlerini ihtiva eder. Tanal’ınna bakılırsa Yapıcı, Utku ve Özerden’in aşağıdaki vizyonu:

“İNSANLIK YARARINA ÇALIŞTIĞIM İÇİN CEZALANDIRILIYORUM. BU, BENİM AĞRIMA ÇOK GİDİYOR”

Mücella Yapıcı: “Ömrüm süresince ve bir tek kamuya, ürüne çoğaltmak. Sadece ticarinam satmak için cezalandırılıyorum. Bu benim ağrıma oldukça gidiyor. Ceza alacak bir şeyim değildir. Bizim savunduğumuz Seyahat Parkı, Cumhuriyet’in astronomidir. Burada, kültür ve tarihimizi hedef, şehir.

Yurt kaçma şüphesiyle bizi tutukladılar. Ben, yargılanırken yurt’a, Almanya’ya, Berline gitmeye geldim. Tayfun Kahraman, Can Atalay, Çiğdem Mater Utku, yurt gezisiyle aynı şekilde anlatılırken. Çiğdem Mater Utku, Şubat 2022’de Türkiye’ye geldi. İki oturum tutuklandı. Gelmedik.

Niye kaçma şüphemiz olsun ki. Aslına bakarsanız yurtta gidişimiz. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki yargılamada beraat ettim. Bu karar istinafta bozulduktan sonrasında yurt dışı eğitim konuldu. Kısaca bizlere cezanın verileceğini biliyorlardı? Niçin istinafta kararsız bozulma. yurt dışı kapsam konuldu.

Roma Hukuku’ndan kalanlar ‘Non in idem’ kalitesinden iki kez yargılama. Önceki mahkemelerde, bizi ikinci kez yargılanıyoruz.

Tüm soruşturmalarda bantlar vardı fakat ses kayıtları yoktu. 2000’den sonrasında Osman Kavala’yla asla görüşmedim. Yollarımız kesişmedi. Asla, bir araya gelmedik. Telefon görüşmemiz bile yok. Iyi mi oluyor da biz planlı bir halde hareket ediyoruz? Haksız bir halde savaşım ediyoruz. Bu, aslen Türk halkına gözdağıdır. Bu kararla adamlar demokrasiye, adalete, kullanıma yönelik pazarlamanu yok etmek, kırmak için.

Benimle ‘Yaşlı’lar bu ceza ile ilgili mi’ diyorlar. Yaşlanmak bir hastalık durumu değil, ömrün naturel sürecidir. İnsan yaş da al gönlü, gelecek. aslolan korkulması ihtiyaç duyulan şeyler, bir şahıs sevgisiz, örnek.”

“CEZAEVİNDE KOŞULLAR KÖTÜ, ÇALIŞANLAR DA MAĞDUR”

Çiğdem Mater Utku: “Cezaevinde koşullar fena. Bu fena koşullarda geçen günlerde mağdur. Cezaevine yapılmadan yurt dışındaydım. Şubat 2022’de kendi isteğimle geldim. Kaçsaydım asla gelmezdim. Aslına bakarsanız Türkiye’de değildim. ‘Kaçma şüphesi’ makul bir durum değil. Bunu kabul etmiyorum. Seyahat’nin filmini iddiasıyla cezaevindeyim. Sadece ortada bir film yok. Çektiğim film nerede o süre? Çektiğim filmi bana göstersinler. Ek olarak film çekmekle hükümet mi devrilir?

TCK madde 312’de belirtilmiş ‘Cebir ve sertlik kullanarak Türkiye’deki herhangi bir tesisten ya da yaralanmaya yönelik saldırıya girişim’ suçundan ceza alma dört duvar saldırıldum. Uyguladığım sertlik ve cebir var mı?”

“HUKUK KATLEDİLDİ, İDDIALAR KURGUDAN İBARET”

Mine Özerden: “Hukuk katledildi. Haksız ve hukuksuz bir halde bir cezaevindeyiz. İddialar kurgudan. Onlarca defa iddiaların kanıtlandığını istediğik, reddedildi. Ne ile suçlandığımızı. Yalnız, ‘Hükümete Karşı Kabahat’ hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 3 numaralı yazı tipine bakılırsa günler12.

Bu çıldırtıcı içeriğe, ne bakılırsa ne sınıflandırılır. TCK 312. çıldırtıcı ve kapsamlı bizim vitrinimiz bir fiil anlatılmadı. Yürütmenin yargının üstündeki vesayetinin, güçlünün yaşayamayacağımızı bitmesini isterim. Siyasal davanın aracı olmanın. Başkasının güvenliğiniz. Biz, bir tek hak savunucusuyuz.

Seyahat Davası, 61. Hükümet’in mağdurları görünüyorlar. Kim bu üyeler? Bülent Arınç, Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu. Bu adları ayırdılar. Arınç, Babacan ve Davutoğlu’nun iyileştirmesini artırmayı fakat dinlemediler. İddianamede adından bahsederken konuşulacaktır. Hangimizden dolayı kazalar olmuşlar, açıklasınlar. Bizleri yakınma edenleri tanımlıyoruz. Elimizde kağıt ve kalemden başka bir şey yok. Devlet iyi mi devredeceğiz?

Ben, insan hakları aktivistiyim. Burada rehin tutuluyoruz. Adil yargılanmadık. Hukuku yine etmek hale gelmelidir. Her şey adından dolayı çocukluğunun eseridir. Kanayan yaramız budur. Mağduriyetlerin bu kadar mühim olmasının sebebi, yargılanmanın hakim olması gerekiyor. Hepimiz için, hakkaniyet istiyoruz. Hukuk hepimiz için gerekiyor. Hukuk fakültesi tıkanıklık var. Tıkanıklık olduğundan ona saldırıyorlar. Bu dava bizim kişisel davamız değil. Seyahat, aracı olmuş bir harekettir. Seyahat, bir onurdur.”

Yoruma kapalı.